Özgür ATAK ozguratak@gmail.com http://fotografneyianlatir.blogspot.com/
Bu yazı Birgün gazetesinde yayınlanmıştır.
Bölgemiz ne yazık ki gündemi sürekli değişen ve bu değişim içinde de çok sayıda masum insanın canının yandığı bir bölge. Göz yaşları dökülen kanları yıkamaya yetmiyor. Kafkaslardaki kanlı Gürcistan-Rusya çatışmasının son bulmasının üzerinden daha beş ay geçmemişken, dinmek bilmeyen ve adeta bir Ortadoğu klasiği haline gelen Filistin meselesi yeniden gündeme oturdu. Ve haklı olarak Kafkaslar, en azından şimdilik, unutuldu. Fakat Rsuya’nın enerji kartını her istediğinde, ekonomik zararlarını göze alarak, masaya koyması ve bu sayede ilgili ülkelere siyasi müdahalede bulunması başta Rusya çeperindeki ülkeleri ve giderek Avrupa’yı daha da yakından ilgilendiriyor.
Güney Osetya bölgesinde yaşananların gölgesinde kalan Abhazya yakın zamanda yeniden gündeme gelecek gibi görünüyor. Bir çok alanda yeniden bir ağırlık merkezi olmaya çalışan Rusya yeni ABD başkanı Obama’dan, geleceğe dair nahif beklentilerin rüzgarında kendi “oyun bahçesini” yeniden düzenleme çabasında.
Abhazya gerçeği
Hatırlanacağı üzere bölgede yaşanan çatışmaların hemen ardından, Abhazya parlamentosu Gürcistan’da ortaya çıkan siyasi gevşekliği fırsat bilip bağımsızlığını ilan etmişti. Bu ilanın Rusya tarafından tanınması, aslına bakılırsa bölgede hem Gürcistan hem de Rusya için beklenmeyen sonuçlar doğurabilecek bir hale gelmiş durumda. Ağustos 2008'de Gürcü ve Rus askerleri operasyonları, kanlı çatışmaların yer aldığı Güney Osetya'yı değil, gerçekte çatışmaların hiç de merkezinde yer almayan Abhazya'yı hedef almaktaydı. 60 bin nüfuslu Güney Osetya aslen ticari yada askeri bir önemi olmamasına rağmen, siyasi olarak zayıflatılmak istenen Gürcistan ve elde edilmek istenen pasta dilimi Abhazya için bir bahaneydi adeta.
Gürcistan’la Ukrayna ’nın NATO’ya aynı tarihte Aralık 2008’de girmeleri gerekiyordu ve Gürcistan Abhazya’yı siyasi olarak yanında tutmayı becerebilseydi Rusya’nın Karadeniz filosu ciddi biçimde zarar görebilirdi. Çünkü Novorossiysk’teki askeri deniz üssü gerek konumu gerekse de boyutları nedeniyle Sivastopol üssünün rolünü üstlenebilecek yapıda değil. Neticede Moskova yeni bir deniz üssün bulma sorunuyla karşı karşıya gelecekti. Savaş gemileri için en uygun üslenme yeri Abhazya ve Acaristan’ın başkentleri olan Sohum ve Batum’dur. Böylece Rusya için Abhaz milliyetçiliğini öne çıkarmak, bu bağlamda Gürcistan’ı kışkırtmak, Abhazya'nın bağımsızlığını teşvik etmek, böylelikle de Sohum'la Karadeniz filosunun üstlendirilmesini garanti altına almak için askeri işbirliği antlaşması imzalamak önem kazandı. Amerikan ve Avrupa desteğine güvenerek Güney Osetya'da savaş başlatan Şaakaşvili Rus politikacıların bu planında umulan rolü üstlendi ve Abhazya’yı Rusya’ya adeta hediye etti.
Fakat Moskova’nın Gerek Güney Osetya’yı gerekse de Abhazya’yı tanıması, hem uluslar arası arenada bir ülkenin bütünlüğüne dair (örneğin Sırbistan) söylemindeki inandırıcılığı hem de kendi ülkesindeki ayrılıkçılara (başta Çeçenya) karşı geliştirdiği tavırlardaki haklılığını kaybetmiş oldu. Üstelik sadece Rusya tarafından tanınan Abhazya’yı kimse yalnız bırakmaz. Bu gün Gürcistan’ın, Rusya karşısında Osetya savaşında ABD ve AB tarafından yalnız bırakılmasıyla bir kez daha öneminin giderek azaldığı görülmüştür. Yakın gelecekte ise kendileri açısından olumlu bir gelişme olmayacak gibi görünüyor. Yeni süreçte önem alanı giderek daralıyor ve Abhazya ile Acarsitan’a kayıyor. Acaristan şimdilik, çıkarlarının Gürcistan merkezi hükümetiyle iyi geçinmesinden yana olduğunu düşünüyor. Bunu kuşkusuz stratejik bir limana sahip olmak ve Türkiye ile sınır bölgesinde bulunmak nedeniyle birlik içinde imtiyazlı bir yer edineceği düşüncesiyle tercih ediyor.
Abhazya’ya gelecek olursak yalnız bırakılmayacak bu ülkenin gündeminde bir dönem “Büyük Rusya’ya” ilhak olmak vardı. Fakat hızla değişen dünya gündemi bu seçeneği bir süreliğine ertelemişe benziyor. ABD’nin de kendilerinin bağımsızlığını tanıyacak olması Kafkasya’da dengeleri bir anda değiştirebilir. Bir zamanlar heybetli “Turuncu Devrimlerin” görüldüğü Gürcistan bir anda saha kenarına alınıp, yerine alt yapıdan yetişen genç ama kendisine fırsat verilmesini bekleyen oyuncu sahalara sürülebilir. Çok daha küçük, dolayısıyla maliyeti az, kolay kontrol edilebilir Abhazya her durumda çok daha iyi bir oyuncu olarak tercih nedeni olabilir.
Gürcistan, Kırgızistan ve Ukrayna'da ortaya çıkan ve başlarda başarılıymış gibi görünen renkli devrimlerin peşi sıra ABD ve AB’nin Rusya’yı adı geçen ülkelerde batı yanlısı partilerin iktidara gelmesi suretiyle köşeye sıkıştırma girişimleri temelinde turuncu devrim önemli bir gündem maddesiydi. Fakat Osetya meselesinden sonra son doğal gaz krizi de gösteriyor ki ne Turuncu devrimler istenen başarıyı göstermiştir ne de Rusya’nın etkisi, ki kendisinin tüm basiretsizliklerine rağmen, kolaylıkla ortadan kaldırılabilir.
Şimdilerde durulmuş gibi görünen doğu Slav toprakları ve Kafkasya, 2006 yılında Beyaz Rusya ile başlayan geri dönüş, Ukrayna ile gaz sevkıyatı bahane edilerek yaşanan periyodik problemler ve Osetya meseleleriyle Rusya tarafından istikrarlı ve dikkatli bir biçimde izleniyor ve hatta yönlendiriliyor.
Umarız bu güç yarışında masum insanların kanları dökülmez ve aktörler dünya kaynaklarının sınırlı oldukları ve onlar için savaşıldıkça daha çok tükendiklerini unutmazlar.
16 Şubat 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder