16 Şubat 2009 Pazartesi

RUSYA’NIN YENİDEN KEŞFİ

Özgür ATAK ozguratak@gmail.com http://fotografneyianlatir.blogspot.com/

Bu yazı Birgün gazetesinde yayınlanmıştır.

Bilindiği gibi 2008’in son çeyreğine kadar yani dünya ekonomisindeki olumsuz gelişmeler etkisini arttırmaya başlayana kadar Türkiye; ABD ve AB’nin özellikle bölgemize yönelik her türlü açılımında bir üs olarak kullanılmayı kabul ediyordu. Bu durumun en büyük gerekçesi geride bıraktığımız elli yıllık süre içinde gelişen batı cephesinde yer alma çabası ve bunun en somut meyvesi olan AB üyeliğiydi. Fakat işin rengi küresel krize bağlı olarak değişmeye başlayınca Türkiye yakın duracağı yeni büyük dostlar aramaya başladı ve “Rusya’yı yeniden keşfetti.”

Öyle ki geçtiğimiz üç yıl içinde iki ülke arasında tam dokuz ziyaret gerçekleştirilmiş. Çünkü bir yandan da Rusya’ya kimi fiziki şartlar nedeniyle de bağımlı olduğumuz söylenebilir. Geçtiğimiz yılda da, Kazakistan'ın başkenti Astana'nın başkent oluşunun 10. yıl dönümü kutlamaları sırasında Gül ve Medvedev 2008 Aralık sonu itibariyle bir görüşme kararlaştırmıştı. Kararlaştırılan bu görüşme Gül’ün sağlık problemleri nedeniyle Şubat ayının 12’sinden itibaren dört gün sürecek şekilde gerçekleştirildi.

Bu son ziyaretle ilgili olarak, Rusya eski başbakanı ve şu an Rusya Sanayi ve Ticaret Odası Başkanlığını yürüten Yevgeni Primakov’un da belirttiği gibi Rusya Federal Gümrük rakamlarına göre 2006 yılında 17 milyar dolar olan toplam ticaret hacmi 2008 sonunda 33 milyar dolara ulaşarak iki yılda iki katına çıkan bir ticaret ilişkisi söz konusu.

Türkiye Rusya ile ticaret hacminde bugün Almanya, Japonya, İngiltere, Fransa, Hindistan ve Güney Kore gibi ülkeleri geride bırakıp Rusya'nın tarihte ilk kez birinci ticari ortak haline gelmiş durumda.

Gül'ün ziyaretinde ele alınacak en önemli konulardan biri, Rus şirketlerinin Türkiye'deki doğal gaz depolarının yapımı ve gaz dağıtımı altyapısı ihalelerine katılması olacak [La Figaro]. Çünkü bu gün Türkiye'nin iç piyasada tükettiği gazın yaklaşık yüzde 70'i Rusya'dan sağlanıyor. Üstelik Türkiye’nin böylesi önemli bir pazar olması nedeniyle geçen yıl sonunda Gazprom'un İhracat Bölümü Başkanı Sergey Komlev'in Türkiye'ye yaptığı ziyaret sırasında petrol fiyatlarının düşük seyretmesi halinde 2009’da Türkiye'ye verilecek gaz fiyatında yüzde 20 indirim yapılabileceğini söylemişti. Ayrıca Türkiye’nin kendi kullanımlarının dışında bu alanda gelişmesi muhtemel iş birliğinden biri de Rus şirketi Gazprom’un, Avrupa'ya doğalgaz sevkıyatını kesintiye uğratan Ukrayna'yı devre dışı bırakmak için harekete geçmesiyle ilgili. Öyle ki, Karadeniz'de Mavi Akım'ın dışında ikinci boru hattı inşa etmek için resmî başvuru yapan şirket, Türk karasularında da mühendislik çalışması yapmak için izin istedi [Rus İnterfax].

Enerji konusu sadece doğal gaz ile sınırlı değil. Türkiye Moskova Büyükelçisi Halil Akıncı İnterfax’a verdiği röportajda ziyaret sırasında, Rus elektrik şirketi ''UES Russia''nın Ermenistan'daki şirketleri üzerinden Türkiye'ye elektrik satma ihtimalinin de değerlendirileceğini söyledi. Ayrıca Türkiye'nin nükleer santral ihalesine katılanlardan sadece Rus Atomstroyexport'un teklif verdiği, diğer firmaların ihalenin ertelenmesini talep ettiği de unutulmamalı. 2009’dan itibaren Rusya’nın Türkiye’de nükleer santral yapımı ve benzeri konularda da adı geçerse şaşırmamak gerek.

Adı geçen tüm bu başlıklar Türkiye açısından Batı alternatifi bir temas noktasıymış ve bu nedenle de olumluymuş gibi görünse de gerek elektrik alımı, gerek nükleer yatırımlar gerekse de artan ticaret hacmine rağmen Türk mallarına Rus gümrüklerinde kırmızı hat uygulanması ilişkilerin yine bir bağımlılık ekseninde yürüdüğünü ve yürüyeceğini gösteriyor. Hatta bir çok yorumcu TIR kamyonların gümrük kapılarında bekletilmesinin “Amerikan askeri gemilerinin İstanbul Boğazından Karadeniz’e geçmesine izin verildiği için Rusya’nın Türkiye’yi cezalandırma çabası” olduğunu düşünüyor. Her ne kadar Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Vladimir İvanovskiy, ziyaret sırasında bu konunun da ele alınacağını ve bir çözüme kavuşturulacağını söylese de Gül'ün ziyareti, Resmi olmayıp, Devlet Ziyareti niteliğini taşıdığı için bir anlaşma imzası söz konusu olmayacak.

Hadi hayırlısı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder